cihat tarafından yazılmış tüm yazılar

mantar miseli yani tohum üretimi ve çoğaltma yöntemi

istiridye mantarı üretimi için size iyi bir strelize edilebilen ev ortamında nasıl tohum üretebiliriz bunu açıklamak isterim.
gereki malzemeler….
1-1 kg haşlanmış sogutulmuş suyundan tamamen arındırılmış buğday yada mikro dalga fırınında susuz yarım saat ısıtılmış buğday.
2- büyük süper market yada yöreye göre pazarlarda bulabilecegimiz (4-5 adeti bize yeterli) 100gr istiridye mantarı
3- 1 kavanoz saf su hazır 1 litreliği yada evlerimizde bulunan klimalarımızın suyunuda biriktirip kullanabiliriz iyi bir saf sudur.
4- aleminyum folyo
5- 1 adet eczanelerde bulunan enjektör (şırınga)
6- 6 adet konserve kavanozu ve kapakları
7- peyaz yağlı kağıt yada yağlı kaygan karton
8- bir adet kalın tarzda inşaat çivisi
9- biraz pamuk
10- yemek masalarında olan 1 adet yemek bıçağı yada bıçagın tersini kullanmak kaydıyla meyve bıçağıda olabilir.
11-eldiven (beyaz ameliyat eldivenleri ideal.başımıza saç v.s dökülmesine karşı galoş ve tertemiz bir elbise yada önlük tarzı giysi.

yapılış———-
öncelikle bu işi yapacagımız mutfak tezgahımızı çamaşır suyu ile dezenfekte edip havlu kagıt benzeri şeyle güzelce silip kurutun.
mantarlarımızı mümkün mertebe diplerine yakın yerlerde saplarını kesip mantarımızın şapkası yukarı kesik yeri yağlı kagıtımıza gelecek şekilde 4-5 adet kesip koyun.
2 gün bekleyin mantar sportları yada özü yağlı kağıtımıza dökülecek süzülecektir.bu öz yeterince aktıkdan sonra mantarları kaldırıp atın ve yağlı kağıtdaki mantar özünü yemek bıçagı ile ufak bir cam kaba alınız aleminyum folyo ile üstünü kapatın bunu buzdolabının (dondurucu olamayan )bir bölümünde 2 saat bekletin üremenin çogalması için bu önemli.daha sonra agzına aleminyum folyo sarılı saf suyumuza enjektörümüzle su alıp mantar özü bulunan cam kabımıza püskürtün unutmayın her yapacagımız tohumlama kavanozu için 1 enjektör su öze ekleyiniz.su ile mantar özünü iyce karıştırın yalnız bunu enjektörle suyu cekip püskürterek tekrar boşaltarak yapınız.herhangi bir yemek kaşık tahta v.s kesinlikle kullanmayınız.siterlize bir ortamı bozacak bir araç kullanmayın.
konserve kavanozlarımıza bugdaylarımızı koyalım üstleri 3-4 cm boşluk bırakacak şekilde doldurun .kapaklarının tam ortasına çivimizin yardımı ile havalandırma amaçlı birer delik açıp açılan deliği pamuk sokuşturun unutmayın koyacagınız pamuk gevşek olmalı ordan tohumlar az bir hava alımı yaparlar.daha sonra hazırladıgımız sport yani mantar özünden bir şırınga alın ve bu delikten ignesini sokun saga sola oynatarak.bunu kavanozdaki bugdayı üzerine ufak ufak püskürtün şırıngada kalanını kavanozun iç camına gelecek şekilde püskürtmeye devam edin ve işlemi bitiriniz.evett 15-20 gün kuluçka yayılma dönemi sabredildigi takdirde iyi bir sport tohumları elde edilmektedir.
uygulayacak arkadaşlara şimdiden başarılar..

1- nerede büyütebilirim—-
en iyi yerler evlerde bodrum sonra nemlenme olayı fazla olacagından banyo daha sonra balkondur.
2-yerdemi bulunduralım.—-
yerden en az 30-40 cm yukarda olmalı.mümkünse tavan yada üste monte olan demir boru cengel v.s aıslır böylece poşetin havada olması verim ve haşara açısından iyi olur.
3-besleyici madde v.s—–
mantar gelişimleri ve hijyen bakımından zirai ilaçlar mevcuttur.yalnız unutmayınki daha önceki makalemde  evde hobi tarzında mantar yetiştiriciligini tarif etmekte en basit ve en ilkel şekliyle yol gösterilmektedir.üretim verimliliği yada prosyonel bir tarzda ve çokça üretim için madi imkanlar gerekir.yoksa yapılan yatırım ve masrafa degmez..
4-sulamayı nasıl yapmalıyım—-
çiçek sular gibi sulama mantar yetiştiriciliginde yapılmaz.nemlendirme (fıs fıs )şeklinde yapmalı ekerken ve hasata yakın fısfıslama yöntemiyle nemlendirme yada sulama yapılır.kesiinlikle su birikecek şekilde yapılmaz..(cam sillerin fısfısları idealdir.) not:(kuluçka döneminde fısfıs yada nemlendirme yapılmaz.)
5-samandan arpa sapından v.s kompost:—–
bu kompost (mantarın gübresi ) kültür mantarı ve istiridye mantarı için kullanılır verimlidir fakat teknolojik imkanlar dahilinde yani kısacası elimizle kolay kolay yapılamıyacak bunu barındırma ve yapım aşaması makina araç gereç az anlıyanlar için yazıyorum (kompost hazırlık evresi için 15 gün çeşitli işlemlerden gecer bu işlemler yoruxu ve yer gerektiren evlerde yada şehirlerde yapımı kolay olmayan toknolojik makine gereksimi olan pastörüze ve buhar makineleri ı vs.gibi ) masraflı olup hobi üreticilerine tavsiye edilmez.
6 aydınlatma—-
ürün ekimini yapıb kuluçka dönemi bitene kadar aydınlatma kullanmayınız mantarın gelişiminde karanlık nem ve serinlik önemli bir etkendir.hasada yakın ve hasat zamanı aydınlatma kullanılır.
7 jiletle kesikleri hangi sıklıkta atmamız gerekiyor—-
bodrumda yapacaksanız beyaz poşet tercih ediniz kuluçka döneminde mantarların nerden fışkıracagını göreceksiniz oralara mantarlara zatar vermeden artı (+) şeklinde kesikler koyunuz.siyah poşet kullanıcılarına tavsiyem elmas seklinde poşete delikler açın.poşetin yanlarından 15-20 cm ara ile + şeklinde uygulayın.
bu uygulamayı yapacak tüm arkadaşlara başarılar diliyorum.

TERMİNALDE KÖPEKLERE YATAK HAZIRLANDI

Curitiba’daki bu otobüs terminalinin içinde şimdi Max, Pitoco ve Zoinho isminde üç sokak köpeği kalıyor. Otobüs terminalinde çalışanlar sokak köpeklerinin halini görünce onları içeriye davet etmişler. O günden beri köpekler geceleri burada uyumaya alışmışlar.

köpek-1Hayvanlar rahat uyuyabilsin diye eskimiş tekerleklerin içine yorgan ve battaniyeler serdiler. Her gün kaplarına mama ve su koymayı eksik etmediler. Aşağıdaki resme bakınca sakin evde uyuyormuş gibi görünmüyor mu?

köpek-2Her gece üç köpek sokaktan uyumak için terminale dönüyorlar.

köpek-3

Yerel bir politikacı, terminalde çalışanların yaptığını sosyal medyada paylaşınca hızla yayıldı.

Fabiane Rosa, “İnsanlar kadar hayvanların da rahat yaşamaya hakkı var. Tanrı hepimizi fark gözetmeksizin yarattı” dedi.

Çalışanların yaptığı harika hareketi bütün hayvanseverlerle paylaşmayı ihmal etmeyin.

Köpeğiyle Geçirdiği Son Günün Her Anını Kameraya Alan Acılı Sahibi Binlerce Kişiyi Ağlattı

hannah_feature

 

 

Köpeklerini veteriner kontrolünde ebedi uykuya yatırmak zorunda kalanlar bunun ne kadar acı bir karar olduğunu bilirler. Az sonra şahit olacağınıza fotoğrafları ilk gördüğümde gözyaşlarıma hâkim olamadım. Çünkü en yakın dostunuza veda etmek nedir bilirim.

Geçen aylarda Hannah isimli köpeğin sağlığı iyice kötüye gitmeye başladı. Böbreklerinin iflas etmesi sebebiyle aldığı ilaçlar köpeğin nöbet geçirmesine neden oluyordu. İlaçları almazsa da zar zor yürüyordu ve hatta merdivenlerden inerken hep düşüyordu.

Hannah’nın sahibi acı sona yaklaştıklarını bilse de o kararı almak çok zordu. Artık köpeğiyle geçireceği her saniye kıymetli olan kadın, köpeğinin son gününde eski dostuna hayatının en güzel gününü yaşatmaya karar verdi.

Hannah’ın sahibi son günlerinde yaptıkları her şeyin fotoğrafını çekti ve internette paylaştı. Görüntülemek için aşağıya bakabilirsiniz.

Gerçekten çok duygulandım.

Baltayı Bilemek

balta

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş….

Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş…

Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Aksamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.

İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş.

Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar…

Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş.

Birinci adam öfkelenmiş:

– “Bu Nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken ise başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu isin sırrı ne?”

İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş:

– “Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.“

Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir.

Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir.

Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için caba göstermektir.

Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.

Delhi’deki ünlü tapınakta Sokrat’ın su sözü yer alır:

“İnsan Kendini Tanı.”

Kendini tanımak, su anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur.

Kendini tanımak, kendimizi Nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi Nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir.

Bireysel ve is yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.

Unutmayın, unutturmayın…

 

“ALTIN KEMENÇE” ÖDÜLLLERİ SİZİ BEKLİYOR

19667550_10156177866997366_4374453526361288466_o

Sinemaya gönül vermiş profesyonel veya amatör ruhla çalışıp bir Uzun metrajlı Film, Kısa Film yada Belgesel çekmeyi başarmış olanlara bir müjdem var. Trabzon Uluslararası Film Festivali kabullere başladı. Yeni dinamik olan bu yapı içerinde sizde şansınızı deneyin. Kim bilir Trabzon’da “ALTIN KEMENÇE” ödüllerinden birini siz hava kaldırırsınız.

 

Ulusal Sinema sektörüne vereceği nakti ödül ile Türk sinemasın ileri seviyelere taşınmasında katkısı olacak olan ve bu yıl ilki yapılacak olan Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST)’in yarışma bölümü için başvurular başladı.

 

16-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında gençlik ve spor temasıyla bu yıl ilki düzenlenecek olan Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST)’nin hazırlıkları sürüyor. Bu yıl ilki düzenlenecek olan festivalin bu yılki teması ‘spor ve gençlik’. Festivalde ulusal ve uluslararası film gösterimleri, ulusal ve uluslararası uzun metraj, Ulusal kısa metraj ve belgesel film yarışmaları, Uluslararası kısa metraj ve belgesel film seçkisi, dünya sinemasından film seçkisi gösterimleri, Yeşilçam film seçkisi gösterimleri sinema adına yer alacaktır.

 

Toplam nakdi ödül 200.000 TL olarak açıklandı.

 

Ödüller

 

Festivali düzenleyen iki kurum; İstanbul Trabzon Federasyonu (İTF) Başkanı Dursun Çağlayan ve Anadolu Eğitim Kültür ve İrfan Derneği (ANADER) Başkanı Asım Aykan bu yıl toplamda 200.000 TL nakdi ödül verileceğini ve seneye bu ödülün artacağını açıkladılar.

 

Ulusal Uzun metrajlı film yarışması ödülleri:

En iyi film ödülü: 100.000.TL

En iyi yönetmen ödülü: 20.000.TL

En iyi senaryo ödülü: 15.000.TL

En iyi müzik: 15.000.TL

 

Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması ödülleri:

En iyi film, En iyi yönetmen, En iyi senaryo, En iyi müzik dalında “Altın Kemençe” verilecektir.

 

Uluslararası Kısa Metrajlı Film Yarışması:

Birincilik ödülü:  18.000.TL

İkincilik ödülü: 7.500.TL

Üçüncülük ödülü: 5.000.TL

 

Uluslararası Belgesel Film Yarışması:

Birincilik ödülü:  18.000.TL

İkincilik ödülü: 7.500.TL

Üçüncülük ödülü: 5.000.TL

 

Jürinin seçeceği ve uygun göreceği kişilere Trabzon adına “Altın Kemençe vefa” ödülleri verecektir.

 

Seçici kurul isterse gerekçesini açıklayarak Karadeniz’e herhangi bir şekilde katkısı olmuş Karadenizli olmayan bir isme “Altın Kemençe Karadeniz’e Katkı” ödülü adıyla bir ödül verebilir.

 

Ayrıca Kısa Metraj Filmlere seçici kurul İstanbul Trabzon Federasyonu, ve Anadolu Eğitim Kültür Derneği adına birer adet özel ödül verebilecektir.

 

Yaşam boyu “Altın Kemençe Trabzon Uluslaraarsı Film festivali” ödülü bu sene Osman Şahin’e verilecektir.

 

 

Trabzon’un Film Festivali Var

 

Bu yıl ilki gerçekleşecek festivalin yarışmalı bölümleri, “Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması”, “Uluslararası Uzun Metrajlı Film Yarışması”, “Ulusal Kısa Metrajlı Film Yarışması” ” Uluslararası Kısa Metrajlı Film seçkisi” “‘Ulusal Belgesel Film Yarışması” ve “Uluslararası Belgesel Film seçkisi” için başvurular başladı.

 

Resmi internet sitesi, “www.tuffest.org”da yayımlanan yönetmeliklere göre 1. Uluslararası Trabzon Film Festivali’ne son başvuru tarihleri şöyle:
“Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Kısa Metrajlı Film Yarışması, Uluslararası Kısa Metrajlı Film seçkisi,  Ulusal Belgesel Film Yarışması, Uluslararası Belgesel Film seçkisi 5 Ağustos 2017 son başvuru tarihi.

 

 

KARADENİZ’DE GÜZEL ŞEYLER OLUYOR

16-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında “Gençlik ve Spor” temasıyla bu yıl ilki düzenlenecek olan Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST) gün sayıyor.

TUFFEST_Logo_15x8

İstanbul Trabzon Federasyonu (İTF) Başkanı Dursun Çağlayan ve Anadolu Eğitim Kültür ve İrfan Derneği (ANADER) Başkanı Asım Aykan‘ın cesaret edilemeyene cesaret edip sanat adına öncelikle Karadeniz’i bir Uluslararası Film festivaline kavuşturdukları için içten tebrik ediyorum.  sanat adına kendim adıma çok mutluyum.

 

Mavi Karadeniz’in Nadide İllerinden Samsun’un Şirin ilçesi Bafra’da 20-23 Temmuz 2017 tarihleri arasında kamp konaklamalı olarak düzenlenecek olan, “Uluslararası Kapıkaya Outdoor Extreme Festivali” de Karadeniz’de kendi alanında bir ilk olacak. Bafra Belediye Başkanı Zihni Şahin ve Bafra Hava Sporları ve Gençlik Kulübü Başkanı Burhan Apayadın‘ın özverili çalışmaları, ileri ön görüleri ile gerçekleşecek.

KAPIKAYA-max-px-

Karadeniz adına sevindirici olan bu iki festivalin Ülkemizin tanıtımı, şehirlerimizin, bölgemizin tanıtımını Uluslararası alanda başarı ile duyuracaktır.

 

Böylesine önemli Her iki festivalde beni Festival sözcüsü, Basın sözcüsü gibi önemli temsil noktasına getiren sevgili başkanlara şahsım adına teşekkür ederken, bu zorlu görevde beni yalnız bırakmayan başta Adil Elmas ve takım arkadaşlarıma da çok teşekkür ederim.

 

Festival sözcüsü, Basın sözcüsü olarak sevgili Ülkemizde yaşayan dostları 20-23 Temmuz 2017 tarihlerinde Samsun’un Bafra ilçesine, 16-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında ise Trabzon’a bekliyorum/bekliyoruz. Sizleri aramızda görmek bizleri onurlandıracaktır.

 

Görüşmek üzere, Hoşça kalın.

 

Fedai Çakır

19 Haziran 2017, İstanbul

 

Not: geniş bilgi: Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST) için www.tuffest.org, “Uluslararası Kapıkaya Outdoor Extreme Festivali” KapıkayaFest için www.kapikayafest.com ziyaret ediniz.

 

KORKMAYIN

Bir arkadaşım sosyal medya’da şu satırları paylaşmış; “Sokak hayvanlarını korumak için caba göstermeyin. İnsanı insanın zûlmünden koruyamadıktan sonra hepsi boş!..”

 

Belli ki arkadaşım da insanın insana reva gördüğü zulümden gına gelmiş.

 

Ülke’de yaşayan akıl baliğ olmuş her insanın psikolojisi bozulmuş durumda. Komşu ülkelerden fışkıran şiddet ülkemizde bitmek bilmeyen şiddet ile birleşince daha da artar oldu.

 

Kadın cinayetleri, çocuklara uygulanan şiddet, tecavüzler, uyduruk bahanelerle çatışan, birbirini vuran insanlar, trafikte sen bana yol vermedin kavgası sonu kötü olan durumlar, adalet sisteminin  yerle bir olduğu geçmişten günümüze adalet mağduru milyonlar ve önümüz ramazan sokakta niye sigara içtin, bir şey yedin diye dayak atılan kadınlar/erkeler.

 

Bir şekilde şiddetten nasibini alan insanlarız kısaca. Yada bir şekilde de adaletten mağdur olmuş adaletsizlikle karşı karşıya kalmış insanlarız.

 

Geçmişte de var idi günümüzde de var; anlayışsızlık, hoşgörüsüzlük, adaletsizlik. Ama hiç bu kadar korku ile yaşadığımızı bu topraklarda hatırlamıyorum, hiç bu kadar toplum olarak çaresiz ve kötü hissettiğimizi hatırlamıyorum.

 

“Gelen gideni aratır” ata sözü hiç bu kadar gerçek olmamıştı bu topraklarda…

 

Bir canlıyı sevmek ile başlar…. Hayatı; barış  ve huzur içinde yaşamanın yolu.

 

Mutfakta kendine yol bulup kırıntıları taşıyan karıncaları sevmekle, camın pervazına yuva yapmış bir çift kumru için pervazı kapatmayıp, cama yaklaşamayıp kumruların yavrularını büyütmesini beklemekle başlar sevgi, balkona koyduğunuz çiceklere her gün izleyip solmamsın diye bebek gibi bakmaktır sevgi.

 

Mahalleye girdiğinizde kuyruğunu sallayarak size koşan, başını eğerek size tam teslimiyet gösteren sokak köpeğini sevmektir, Bir kedinin sırnaşıp size kendisini sevdirmesidir yaşam/mutluluk.

 

 

Korkmayın; trafikte yüzünüze bağıran kendini kaybetmiş  görgüsüzden, korkmayın sokak hayvanlarına bir kap su mama verdiniz diye sizi tehdit eden sevgi yoksunu insanlardan, korkmayın sizi hapis edecekler diye düşünmekten, korkmayın kalabalıkta canlı canlı kendini birileri patlatacak diye. YAŞAYIN

 

Doğrudur bu coğrafya’da İnsanın insana acımadığı. Lakin bu coğrafya’da ada yaşamaktan korkmayın.

 

KORKMAYIN sevgi kazanacaktır.

 

 

Fedai Çakır

24 Mayıs 2017, İstanbul

ALDATMA

Aldatma ileri toplumlarda daha çok olduğu varsayılsa da geçmişten bu yana insan yaşamının bir parçası.

s-e70f00915d7a4f7163e2bafae13aec06939685c4

Sparta Kralı Menelaus (Menelaos)’un karısı Helen eşini aldatır ve Truva’lı Paris ile kaçar.

Bu aldatmanın sonucu olarak Yunanların (Akaların) Anadolu’daki Truva kentine saldırmasını konu alan savaş başlar. Savaş, Yunan mitolojisi ve edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir ve detayları Anadolu’lu ozan Homeros‘un İlyada ve Odysseia adlı destanlarında anlatılmaktadır.

Orlando Bloom’un aşık Paris’i canlandırdığı, Güzelliği ile dillere destan Diane Kruger’in aldatan kadını Helen’i canlandırdığı ve bu ikiliyi korumaya çalışan Truva’nın kahraman savaşçısı Eric Bana’un canlandırdığı Hektor’un, yarı tanrı savaşçı rolünde  Brad Pitt’in Aşil’in canlandırdığı TROYA filminde Aşil’in Hektor’u öldürmesinde gözyaşlarını tutamayıp ağlayanlardanız.

Aşil’in acımazsızca Hektor’u öldürmesini izleyen seyirciler; Paris ve Helen’in  mutluluk ve aşkları için kaçmalarını hoş görü ile izler. İzleyicilerin onların yanında olur ve Aşk adına aldatan kadın Halen ve onu baştan çıkaran Paris’in yanında yer alırız.

Halbuki toplumda gerçek yaşaman da hiçte öyle olmaz. Aldatılan koça yada kadın her daim haklıdır ve aldatanlar her daim suçludur.

Aşk Helen ve Paris’in aşkından da olduğu gibi aldatmayı meşru kılabilir mi?

Usta Tarihçi yazar Hıfzı Topuz’un “Sultan Abdülmecid” kitabında; koskoca cihan padişahının aşık olduğu kadın tarafından defalarca aldatılmasına rağmen, koskoca cihan padişahının eşinin boynunu almak yerine Yıldız Sarayına sürgün etmesi ve ondan kopamayıp ara ara kaçarak gizlice yanına gitmektedir.

Romanı okuyanlar Aldatan kadına kızarlar mı bilinmez. Lakin Sultan Abdülmecid’e padişah gözü ile değil çaresiz savunmasız  aşk için her şeyi sineye çeken bir erkek olarak bakarlar ve aldatılan erkeğin yanında durular.

Her iki örnekte göstermektedir toplum ve insan doğası aldatma gibi çirkin, aldatılana son derece acılar yaşatan bir olayda da iki yüzlü davranabilmektedir. Sonuç ne olursa olsun Aşk’ın saffında yer almaktadırlar.

Özlem Tekin’ın  şarkısı ile sizi baş başa bırakıyorum.

“Aşk her şeyi af eder mi?”

 

Fedai Çakır

24 Mart 2017, İstanbul

Golden çetesi’ İstanbul’a gönderildi

thumbs_b_c_4fa678635f04cc143dc619b26e55b9ec

 Özbakan‘ın ölümü üzerine köpekler, Güvercinlik Mahallesi’nde yaşamını sürdüren emekli anestezi uzmanı hayvansever Dr. Aylin Yıldız Schwarz’ın evine getirilmişti. Burada yaşanan birtakım sıkıntılar üzerine köpekler Bodrum Hayvan Barınağına konulmuştu. Bodrum Hayvan Barınağına dün gelen nakil aracına alınan köpekler, karayoluyla İstanbul’a götürüldü.

Muğla Barosu Doğal Yaşamı Koruma ve Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Vahit Çevik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Şenol Özbakan’ın kızı Yağmur Özbakan’ın da onayıyla köpeklerin İstanbullu hayvansever Işkın Moğol Alçı’nın himayesine verildiği söyledi

haber_2017_03_golden_cetesi.

Köpeklerin daha iyi ortamda yaşamlarını sürdüreceğini ifade eden Çevik, “Hem mekan olarak hem de maddi güç olarak köpeklere bakabilecek durumda. Kimseden herhangi bir yardım talep etmeden onun tarafından bakılacaklar. Ev ortamında sevgi ortamında bizim de takibimizde, kontrolümüzde onun tarafından bakılacaklar.” dedi.

Çevik, sosyal medyada köpeklerin yurt dışına satılacağı yönünde bazı iddialar olduğunu, böyle bir şeyin gerçeği yansıtmadığını ve bu iftiralarla ilgili hukuki yollara başvuracaklarını aktardı.

haber_2017_03_golden_Cetesi_2

Şenol Özbakan’ın kızı Yağmur Özbakan’ın köpeklerin dağılmasını hiç istemediğine işaret eden Çevik, şunları söyledi:

“Bu kişiyi biz araştırdık ve tavsiye ettik. Kızı da bu tavsiyemize uydu. Yapılan araştırmalar sonucunda Işkın Hanım’ın bu işi gayet iyi yaptığını gördük. Dolayısıyla Işkın Hanım’ın himayesine verildi. Dün de iki tane pet nakil aracı ile İstanbul’a götürüldü.”

Muhabir: Ali Ballı

Giresun’da Montunu Köpeğe Vererek Yürekleri Isıtan İşçiye Ödül

Giresun’da belediyede çalışan Bülent Kalpakçıoğlu, soğuktan kendini koruyarak apartmanın kenarına saklanan köpeği görünce montunu çıkartarak üstünü örttü. Bu olaya dair görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Montunu veren işçi Kalpakçıoğlu, “Altı üstü bir mont hiç tereddüt etmedim, bunları herkesin yapması lazım” dedi.

Montu verirken hiç tereddüt etmediğini belirten Bülent Kalpakçıoğlu, “İlimiz son günlerde yoğun kar yağışı altındaydı. Belediye Başkanımız Kerim Aksu’nun talimatları doğrultusunda sokak hayvanları için, yem, barınma ve battaniye desteği çalışmalarında bulunduk. Sokakta gördüğüm bir köpek üşüyordu ve battaniye yetmemişti. Yemini verdikten sonra bana bakınca içimden montumu üzerine örtmek geldi. Altı üstü bir mont hiç tereddüt etmedim. Bunları herkesin yapması lazım. Onların da canı var. Yemeğe, ısınmaya, barınmaya ihtiyaçları var. Bunlar bizim temel insanlık görevimizdir” dedi.

Giresun Belediye Başkanı CHP’li Kerim Aksu, evli 2 çocuk babası 40 yaşındaki Bülent Kalpakçıoğlu’na takdir belgesi ve altınla ödüllendirdi. Başkan Aksu ayrıca Kalpakçıoğlu’na yeni bir mont hediye etti.

58908afa0f25440ad0e48698-758x600

Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu ise, göreve geldiği andan itibaren ilk yaptıkları işlerden bir tanesinin hayvan barınağını iyileştirmek olduğunu kaydederek, “Şehrimizde bizim dışımızdaki canlılarında var olduğunu, doğada yaşayan hayvanlar ne kadar özgürse, insanlarında o kadar özgür olduğunu düşünüyoruz. Dün akşam gurur duyacağımız bir olaya şahit olduk. Arkadaşlarımız bizim de talimatımız ile yem, barınak ve battaniye dağıtımı ile kış günlerinde üşümemeleri, aç kalmamaları ve barınmalarını sağlıyorlar. Bülent arkadaşımız da o ekibin içinde çalışmalara katkı sağlıyor. Kendisi battaniye yeterli olmayınca üşüyen köpeğe yiyeceğini verdikten sonra kendi montunu çıkarıp üstünü kapatarak insanlık dersi vermiştir. Belediyemizin de anlayışı ve ortak paydası olan bu gibi durumlar için kendisini tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum. Biz hayvanlarımızı, insanlarımızı, şehrimizi seviyoruz. Şehrimizin bir parçası olan tüm canlılara da bu soğuk günlerde yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyoruz. Bülent arkadaşımız gibi tüm çalışanlarımız ve halkımız bu duyarlılık içindedir. Pencere önlerine yiyecek serpiştirenlerden tutun da sokağa yemeğinin yarısını koyup tüm canlılarla paylaşan insanlarımız var” ifadelerini kullandı.

re-vert