cihat tarafından yazılmış tüm yazılar

“ALTIN KEMENÇE” ÖDÜLLLERİ SİZİ BEKLİYOR

19667550_10156177866997366_4374453526361288466_o

Sinemaya gönül vermiş profesyonel veya amatör ruhla çalışıp bir Uzun metrajlı Film, Kısa Film yada Belgesel çekmeyi başarmış olanlara bir müjdem var. Trabzon Uluslararası Film Festivali kabullere başladı. Yeni dinamik olan bu yapı içerinde sizde şansınızı deneyin. Kim bilir Trabzon’da “ALTIN KEMENÇE” ödüllerinden birini siz hava kaldırırsınız.

 

Ulusal Sinema sektörüne vereceği nakti ödül ile Türk sinemasın ileri seviyelere taşınmasında katkısı olacak olan ve bu yıl ilki yapılacak olan Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST)’in yarışma bölümü için başvurular başladı.

 

16-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında gençlik ve spor temasıyla bu yıl ilki düzenlenecek olan Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST)’nin hazırlıkları sürüyor. Bu yıl ilki düzenlenecek olan festivalin bu yılki teması ‘spor ve gençlik’. Festivalde ulusal ve uluslararası film gösterimleri, ulusal ve uluslararası uzun metraj, Ulusal kısa metraj ve belgesel film yarışmaları, Uluslararası kısa metraj ve belgesel film seçkisi, dünya sinemasından film seçkisi gösterimleri, Yeşilçam film seçkisi gösterimleri sinema adına yer alacaktır.

 

Toplam nakdi ödül 200.000 TL olarak açıklandı.

 

Ödüller

 

Festivali düzenleyen iki kurum; İstanbul Trabzon Federasyonu (İTF) Başkanı Dursun Çağlayan ve Anadolu Eğitim Kültür ve İrfan Derneği (ANADER) Başkanı Asım Aykan bu yıl toplamda 200.000 TL nakdi ödül verileceğini ve seneye bu ödülün artacağını açıkladılar.

 

Ulusal Uzun metrajlı film yarışması ödülleri:

En iyi film ödülü: 100.000.TL

En iyi yönetmen ödülü: 20.000.TL

En iyi senaryo ödülü: 15.000.TL

En iyi müzik: 15.000.TL

 

Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması ödülleri:

En iyi film, En iyi yönetmen, En iyi senaryo, En iyi müzik dalında “Altın Kemençe” verilecektir.

 

Uluslararası Kısa Metrajlı Film Yarışması:

Birincilik ödülü:  18.000.TL

İkincilik ödülü: 7.500.TL

Üçüncülük ödülü: 5.000.TL

 

Uluslararası Belgesel Film Yarışması:

Birincilik ödülü:  18.000.TL

İkincilik ödülü: 7.500.TL

Üçüncülük ödülü: 5.000.TL

 

Jürinin seçeceği ve uygun göreceği kişilere Trabzon adına “Altın Kemençe vefa” ödülleri verecektir.

 

Seçici kurul isterse gerekçesini açıklayarak Karadeniz’e herhangi bir şekilde katkısı olmuş Karadenizli olmayan bir isme “Altın Kemençe Karadeniz’e Katkı” ödülü adıyla bir ödül verebilir.

 

Ayrıca Kısa Metraj Filmlere seçici kurul İstanbul Trabzon Federasyonu, ve Anadolu Eğitim Kültür Derneği adına birer adet özel ödül verebilecektir.

 

Yaşam boyu “Altın Kemençe Trabzon Uluslaraarsı Film festivali” ödülü bu sene Osman Şahin’e verilecektir.

 

 

Trabzon’un Film Festivali Var

 

Bu yıl ilki gerçekleşecek festivalin yarışmalı bölümleri, “Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması”, “Uluslararası Uzun Metrajlı Film Yarışması”, “Ulusal Kısa Metrajlı Film Yarışması” ” Uluslararası Kısa Metrajlı Film seçkisi” “‘Ulusal Belgesel Film Yarışması” ve “Uluslararası Belgesel Film seçkisi” için başvurular başladı.

 

Resmi internet sitesi, “www.tuffest.org”da yayımlanan yönetmeliklere göre 1. Uluslararası Trabzon Film Festivali’ne son başvuru tarihleri şöyle:
“Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Kısa Metrajlı Film Yarışması, Uluslararası Kısa Metrajlı Film seçkisi,  Ulusal Belgesel Film Yarışması, Uluslararası Belgesel Film seçkisi 5 Ağustos 2017 son başvuru tarihi.

 

 

KARADENİZ’DE GÜZEL ŞEYLER OLUYOR

16-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında “Gençlik ve Spor” temasıyla bu yıl ilki düzenlenecek olan Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST) gün sayıyor.

TUFFEST_Logo_15x8

İstanbul Trabzon Federasyonu (İTF) Başkanı Dursun Çağlayan ve Anadolu Eğitim Kültür ve İrfan Derneği (ANADER) Başkanı Asım Aykan‘ın cesaret edilemeyene cesaret edip sanat adına öncelikle Karadeniz’i bir Uluslararası Film festivaline kavuşturdukları için içten tebrik ediyorum.  sanat adına kendim adıma çok mutluyum.

 

Mavi Karadeniz’in Nadide İllerinden Samsun’un Şirin ilçesi Bafra’da 20-23 Temmuz 2017 tarihleri arasında kamp konaklamalı olarak düzenlenecek olan, “Uluslararası Kapıkaya Outdoor Extreme Festivali” de Karadeniz’de kendi alanında bir ilk olacak. Bafra Belediye Başkanı Zihni Şahin ve Bafra Hava Sporları ve Gençlik Kulübü Başkanı Burhan Apayadın‘ın özverili çalışmaları, ileri ön görüleri ile gerçekleşecek.

KAPIKAYA-max-px-

Karadeniz adına sevindirici olan bu iki festivalin Ülkemizin tanıtımı, şehirlerimizin, bölgemizin tanıtımını Uluslararası alanda başarı ile duyuracaktır.

 

Böylesine önemli Her iki festivalde beni Festival sözcüsü, Basın sözcüsü gibi önemli temsil noktasına getiren sevgili başkanlara şahsım adına teşekkür ederken, bu zorlu görevde beni yalnız bırakmayan başta Adil Elmas ve takım arkadaşlarıma da çok teşekkür ederim.

 

Festival sözcüsü, Basın sözcüsü olarak sevgili Ülkemizde yaşayan dostları 20-23 Temmuz 2017 tarihlerinde Samsun’un Bafra ilçesine, 16-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında ise Trabzon’a bekliyorum/bekliyoruz. Sizleri aramızda görmek bizleri onurlandıracaktır.

 

Görüşmek üzere, Hoşça kalın.

 

Fedai Çakır

19 Haziran 2017, İstanbul

 

Not: geniş bilgi: Trabzon Uluslararası Film Festivali (TUFFEST) için www.tuffest.org, “Uluslararası Kapıkaya Outdoor Extreme Festivali” KapıkayaFest için www.kapikayafest.com ziyaret ediniz.

 

KORKMAYIN

Bir arkadaşım sosyal medya’da şu satırları paylaşmış; “Sokak hayvanlarını korumak için caba göstermeyin. İnsanı insanın zûlmünden koruyamadıktan sonra hepsi boş!..”

 

Belli ki arkadaşım da insanın insana reva gördüğü zulümden gına gelmiş.

 

Ülke’de yaşayan akıl baliğ olmuş her insanın psikolojisi bozulmuş durumda. Komşu ülkelerden fışkıran şiddet ülkemizde bitmek bilmeyen şiddet ile birleşince daha da artar oldu.

 

Kadın cinayetleri, çocuklara uygulanan şiddet, tecavüzler, uyduruk bahanelerle çatışan, birbirini vuran insanlar, trafikte sen bana yol vermedin kavgası sonu kötü olan durumlar, adalet sisteminin  yerle bir olduğu geçmişten günümüze adalet mağduru milyonlar ve önümüz ramazan sokakta niye sigara içtin, bir şey yedin diye dayak atılan kadınlar/erkeler.

 

Bir şekilde şiddetten nasibini alan insanlarız kısaca. Yada bir şekilde de adaletten mağdur olmuş adaletsizlikle karşı karşıya kalmış insanlarız.

 

Geçmişte de var idi günümüzde de var; anlayışsızlık, hoşgörüsüzlük, adaletsizlik. Ama hiç bu kadar korku ile yaşadığımızı bu topraklarda hatırlamıyorum, hiç bu kadar toplum olarak çaresiz ve kötü hissettiğimizi hatırlamıyorum.

 

“Gelen gideni aratır” ata sözü hiç bu kadar gerçek olmamıştı bu topraklarda…

 

Bir canlıyı sevmek ile başlar…. Hayatı; barış  ve huzur içinde yaşamanın yolu.

 

Mutfakta kendine yol bulup kırıntıları taşıyan karıncaları sevmekle, camın pervazına yuva yapmış bir çift kumru için pervazı kapatmayıp, cama yaklaşamayıp kumruların yavrularını büyütmesini beklemekle başlar sevgi, balkona koyduğunuz çiceklere her gün izleyip solmamsın diye bebek gibi bakmaktır sevgi.

 

Mahalleye girdiğinizde kuyruğunu sallayarak size koşan, başını eğerek size tam teslimiyet gösteren sokak köpeğini sevmektir, Bir kedinin sırnaşıp size kendisini sevdirmesidir yaşam/mutluluk.

 

 

Korkmayın; trafikte yüzünüze bağıran kendini kaybetmiş  görgüsüzden, korkmayın sokak hayvanlarına bir kap su mama verdiniz diye sizi tehdit eden sevgi yoksunu insanlardan, korkmayın sizi hapis edecekler diye düşünmekten, korkmayın kalabalıkta canlı canlı kendini birileri patlatacak diye. YAŞAYIN

 

Doğrudur bu coğrafya’da İnsanın insana acımadığı. Lakin bu coğrafya’da ada yaşamaktan korkmayın.

 

KORKMAYIN sevgi kazanacaktır.

 

 

Fedai Çakır

24 Mayıs 2017, İstanbul

ALDATMA

Aldatma ileri toplumlarda daha çok olduğu varsayılsa da geçmişten bu yana insan yaşamının bir parçası.

s-e70f00915d7a4f7163e2bafae13aec06939685c4

Sparta Kralı Menelaus (Menelaos)’un karısı Helen eşini aldatır ve Truva’lı Paris ile kaçar.

Bu aldatmanın sonucu olarak Yunanların (Akaların) Anadolu’daki Truva kentine saldırmasını konu alan savaş başlar. Savaş, Yunan mitolojisi ve edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir ve detayları Anadolu’lu ozan Homeros‘un İlyada ve Odysseia adlı destanlarında anlatılmaktadır.

Orlando Bloom’un aşık Paris’i canlandırdığı, Güzelliği ile dillere destan Diane Kruger’in aldatan kadını Helen’i canlandırdığı ve bu ikiliyi korumaya çalışan Truva’nın kahraman savaşçısı Eric Bana’un canlandırdığı Hektor’un, yarı tanrı savaşçı rolünde  Brad Pitt’in Aşil’in canlandırdığı TROYA filminde Aşil’in Hektor’u öldürmesinde gözyaşlarını tutamayıp ağlayanlardanız.

Aşil’in acımazsızca Hektor’u öldürmesini izleyen seyirciler; Paris ve Helen’in  mutluluk ve aşkları için kaçmalarını hoş görü ile izler. İzleyicilerin onların yanında olur ve Aşk adına aldatan kadın Halen ve onu baştan çıkaran Paris’in yanında yer alırız.

Halbuki toplumda gerçek yaşaman da hiçte öyle olmaz. Aldatılan koça yada kadın her daim haklıdır ve aldatanlar her daim suçludur.

Aşk Helen ve Paris’in aşkından da olduğu gibi aldatmayı meşru kılabilir mi?

Usta Tarihçi yazar Hıfzı Topuz’un “Sultan Abdülmecid” kitabında; koskoca cihan padişahının aşık olduğu kadın tarafından defalarca aldatılmasına rağmen, koskoca cihan padişahının eşinin boynunu almak yerine Yıldız Sarayına sürgün etmesi ve ondan kopamayıp ara ara kaçarak gizlice yanına gitmektedir.

Romanı okuyanlar Aldatan kadına kızarlar mı bilinmez. Lakin Sultan Abdülmecid’e padişah gözü ile değil çaresiz savunmasız  aşk için her şeyi sineye çeken bir erkek olarak bakarlar ve aldatılan erkeğin yanında durular.

Her iki örnekte göstermektedir toplum ve insan doğası aldatma gibi çirkin, aldatılana son derece acılar yaşatan bir olayda da iki yüzlü davranabilmektedir. Sonuç ne olursa olsun Aşk’ın saffında yer almaktadırlar.

Özlem Tekin’ın  şarkısı ile sizi baş başa bırakıyorum.

“Aşk her şeyi af eder mi?”

 

Fedai Çakır

24 Mart 2017, İstanbul

Golden çetesi’ İstanbul’a gönderildi

thumbs_b_c_4fa678635f04cc143dc619b26e55b9ec

 Özbakan‘ın ölümü üzerine köpekler, Güvercinlik Mahallesi’nde yaşamını sürdüren emekli anestezi uzmanı hayvansever Dr. Aylin Yıldız Schwarz’ın evine getirilmişti. Burada yaşanan birtakım sıkıntılar üzerine köpekler Bodrum Hayvan Barınağına konulmuştu. Bodrum Hayvan Barınağına dün gelen nakil aracına alınan köpekler, karayoluyla İstanbul’a götürüldü.

Muğla Barosu Doğal Yaşamı Koruma ve Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Vahit Çevik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Şenol Özbakan’ın kızı Yağmur Özbakan’ın da onayıyla köpeklerin İstanbullu hayvansever Işkın Moğol Alçı’nın himayesine verildiği söyledi

haber_2017_03_golden_cetesi.

Köpeklerin daha iyi ortamda yaşamlarını sürdüreceğini ifade eden Çevik, “Hem mekan olarak hem de maddi güç olarak köpeklere bakabilecek durumda. Kimseden herhangi bir yardım talep etmeden onun tarafından bakılacaklar. Ev ortamında sevgi ortamında bizim de takibimizde, kontrolümüzde onun tarafından bakılacaklar.” dedi.

Çevik, sosyal medyada köpeklerin yurt dışına satılacağı yönünde bazı iddialar olduğunu, böyle bir şeyin gerçeği yansıtmadığını ve bu iftiralarla ilgili hukuki yollara başvuracaklarını aktardı.

haber_2017_03_golden_Cetesi_2

Şenol Özbakan’ın kızı Yağmur Özbakan’ın köpeklerin dağılmasını hiç istemediğine işaret eden Çevik, şunları söyledi:

“Bu kişiyi biz araştırdık ve tavsiye ettik. Kızı da bu tavsiyemize uydu. Yapılan araştırmalar sonucunda Işkın Hanım’ın bu işi gayet iyi yaptığını gördük. Dolayısıyla Işkın Hanım’ın himayesine verildi. Dün de iki tane pet nakil aracı ile İstanbul’a götürüldü.”

Muhabir: Ali Ballı

Giresun’da Montunu Köpeğe Vererek Yürekleri Isıtan İşçiye Ödül

Giresun’da belediyede çalışan Bülent Kalpakçıoğlu, soğuktan kendini koruyarak apartmanın kenarına saklanan köpeği görünce montunu çıkartarak üstünü örttü. Bu olaya dair görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Montunu veren işçi Kalpakçıoğlu, “Altı üstü bir mont hiç tereddüt etmedim, bunları herkesin yapması lazım” dedi.

Montu verirken hiç tereddüt etmediğini belirten Bülent Kalpakçıoğlu, “İlimiz son günlerde yoğun kar yağışı altındaydı. Belediye Başkanımız Kerim Aksu’nun talimatları doğrultusunda sokak hayvanları için, yem, barınma ve battaniye desteği çalışmalarında bulunduk. Sokakta gördüğüm bir köpek üşüyordu ve battaniye yetmemişti. Yemini verdikten sonra bana bakınca içimden montumu üzerine örtmek geldi. Altı üstü bir mont hiç tereddüt etmedim. Bunları herkesin yapması lazım. Onların da canı var. Yemeğe, ısınmaya, barınmaya ihtiyaçları var. Bunlar bizim temel insanlık görevimizdir” dedi.

Giresun Belediye Başkanı CHP’li Kerim Aksu, evli 2 çocuk babası 40 yaşındaki Bülent Kalpakçıoğlu’na takdir belgesi ve altınla ödüllendirdi. Başkan Aksu ayrıca Kalpakçıoğlu’na yeni bir mont hediye etti.

58908afa0f25440ad0e48698-758x600

Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu ise, göreve geldiği andan itibaren ilk yaptıkları işlerden bir tanesinin hayvan barınağını iyileştirmek olduğunu kaydederek, “Şehrimizde bizim dışımızdaki canlılarında var olduğunu, doğada yaşayan hayvanlar ne kadar özgürse, insanlarında o kadar özgür olduğunu düşünüyoruz. Dün akşam gurur duyacağımız bir olaya şahit olduk. Arkadaşlarımız bizim de talimatımız ile yem, barınak ve battaniye dağıtımı ile kış günlerinde üşümemeleri, aç kalmamaları ve barınmalarını sağlıyorlar. Bülent arkadaşımız da o ekibin içinde çalışmalara katkı sağlıyor. Kendisi battaniye yeterli olmayınca üşüyen köpeğe yiyeceğini verdikten sonra kendi montunu çıkarıp üstünü kapatarak insanlık dersi vermiştir. Belediyemizin de anlayışı ve ortak paydası olan bu gibi durumlar için kendisini tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum. Biz hayvanlarımızı, insanlarımızı, şehrimizi seviyoruz. Şehrimizin bir parçası olan tüm canlılara da bu soğuk günlerde yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyoruz. Bülent arkadaşımız gibi tüm çalışanlarımız ve halkımız bu duyarlılık içindedir. Pencere önlerine yiyecek serpiştirenlerden tutun da sokağa yemeğinin yarısını koyup tüm canlılarla paylaşan insanlarımız var” ifadelerini kullandı.

re-vert

Gözleri Buğulandıracak Fotoğrafın Hikayesi

Öyle fotoğraflar vardır ki, bazen tek bir kareyle bir ömürlük hikayeyi yansıtırlar. Baktığınızda, o karedeki tüm detaylar, yüzler, renkler sizlere bir şeyler anlatmak ister. Sizi fotoğrafın içine alıp sürükler, hikayeyi gözlerinize anlatır.

İşte bu fotoğraf da öyle bir fotoğraf. Yerde uzanan golden cinsi bir köpek. Ona başını güvenle dayayıp iPad’iyle oynayan bir çocuk ve bu anı izleyip hüngür hüngür ağlayan bir anne. “Love What Matters” adlı Facebook sayfasından paylaşılan fotoğraf ve hikayesi 300.000’i aşan paylaşım almış durumda.

Fotoğraf sizlere hikaye hakkında bir şeyler söyleyebilir ama biz biraz daha detaylara inelim.

İşte o fotoğraf… Uyuyan bir köpek, ona yaslanıp huzurla oyun oynayan bir çocuk ve bu görüntüye bakıp hüngür hüngür ağlayan bir anne…

otizmli-cocuk-ve-kopegi-patiliyo-1

“Bu anı görüyor musunuz? Daha önce böyle bir an yaşamadım… Bu an, 5 yaşındaki otizmli oğlumun yeni otizm servisi yardımcı köpeği Tornado’yla tanıştığı ilk günden… Tam iki yıl boyunca onunla tanışmayı bekledik. Japonya’daki Amerikalılar için kurallar böyle. Bu fotoğrafta otizmli bir çocuğun ilk defa tanıştığı köpeğine duyduğu güven var. O, otizmden dolayı hiç kimseyle arkadaş olamayan bir çocuk. Kimsenin istemediği… Fotoğraftaki bu yüz, oğlu için aylarca ağlayan bir annenin yüzü. Terapilerde ne kadar uğraşırsa uğraşsın yine de aile içi haricinde kimseyle yakınlık kuramayan bir çocuğun annesinin yüzü. Ve şimdi onun arkasından bu mucizevi anı izliyorum, sessizce nefes alıyorum, ağlıyorum… Harcanan tüm paralara, atılan tüm imzalara, doldurulan tüm kağıtlara, beklenen tüm zor zamana, ileriye ve geriye atılan adımlara değer bu görüntü. Çünkü her nasılsa bu köpek ile her şeyin yoluna gireceğini biliyordum. Bir anne olarak oğlum için karşılaştığım sayısız acı ve zorlayıcı an yaşadım, hüngür hüngür ağladım… Ama bu ağlayışım tarif edilemez bir andan…”

Otizmli çocukların çevresindeki insanlarla sosyal ilişki kurması zor olduğu için köpekler onlara hem dost hem de yeni ilişkilerinde köprü oluyor…

otizmli-cocuk-ve-kopegi-patiliyo-2115-vert2

Üniversitenin amfisine sığınan sokak köpeği …..

kk

Antalya’da soğuktan kaçan bir sokak köpeği, Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü 2. öğretim 4. sınıf öğrencilerinin ders işlediği amfiye girdi. Bu esnada Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şanlı’nın İktisadi Düşünce Tarihi dersi başlamıştı. Ancak o, öğrencilerine köpeği rahatsız etmemelerini söyledi ve böylece sevimli köpek 3 saat boyunca sıcak amfide rahat bir uyku çekebildi.

Mustafa Şanlı, köpeğin ders biter bitmez uyandığını ve öğrencilerle beraber amfiyi terk ettiğini söyledi. Havaların çok soğuk olduğunu belirten Şanlı, sokak hayvanlarının soğuktan donmalarını engellemek için plastik ve ya karton kutularla yuva yapıp uygun yerlere koyabileceğimizi söyledi ve konuşmasına şöyle devam etti:

Dünyada birlikte yaşıyoruz. İnsana da hayvana da hiçbir canlıya zulmetmemek gerek, sevmek daha kolay. Sevmiyorsan bari nefret etme. Sevgimizi artırdıkça yüreğimiz daha çok ısınıyor, daha çok insan oluyoruz. Onlar da can taşıyor. Isınmaları için plastik, kağıt kutularla sokakta daha sıcak ortamlar oluşturulabilir.

kk1kk2

HANGİ KÖPEK IRKINI SEÇMELİYİZ

kopek-

HANGİ IRK SEÇİLMELİ?

Köpek, evcil hayvanları mükemmel bir şekilde temsil eder. Bir bağlılık ve sadakat simgesi ve her zaman insana daha yakın olan bu hayvan yaklaşık 400 ırkla olağanüstü bir çeşitlilik gösterir.

Neredeyse 15,000 yıldır, köpek insanın yanında olmuştur ve onunla çok güçlü bağlar kurmuştur. İster yardım köpeği ister refakat köpeği olsun, her zaman insana daha yakındır. Yüzyıllar boyunca, insan köpek cinslerini yeteneklerine veya yaradılışlarına göre seçerek evrim geçirmesinde büyük ölçüde katkı sağlamıştır. 400’ün üzerinde ırkla, köpek ırkı boyut, tüyler, görünüş ve yaradılışta geniş bir çeşitlilik göstermektedir.

Doğru seçim

Bir ırk köpek almak, ırk profesyoneli olan yetiştiricisi tarafından yapılan seçim doğrultusunda yavru yetişkin hale geldiğinde beklenen fiziksel ve davranışsal özellikleri göstereceğine emin olmayı istemek anlamına gelir. Bir çok amatör için, bir ırkın fiziksel görüntüsünü oluşturan sevimli yüzü, görünüşü, tüyleri, boyutu genellikle onların “ilk görüşte aşk”larını başlatır. Bununla birlikte, fiziksel görüntüden öte, her ırkın seçiminizi yapmadan önce bilmeniz gereken davranışsal özellikleri vardır. Sonuç olarak, bir çok köpek gösterisinde karşılaşabileceğiniz ırk kulüpleri ve hayvan yetiştiricilerinden istihbarat ve bilgi toplamak önemlidir.

Uyum içinde birlikte yaşamak

Bir köpeğin davranışı doğumundan önce, doğum sırasında ve doğumundan sonra şekillenir.”Önce” genetik havuz demektir. “Doğum sırasında” doğumdan sonra yavrunun yeni ailesi için köpek yetiştirme yerlerinden ayrıldığı güne kadar uzanan önemli dönem demektir. “Sonra” yavrunun alışacağı yeni ortam demektir. Diğer bir deyişle, köpeğin davranışlarının büyük bir kısmı gelişinden önceki ilk altı ayda oluşur.Genetik faktörler arasındaki etkileşimler, çevre ve yeni eve varış ve ilk gezintiler gibi belirli deneyimler birbirinden ayrılmaz bir takım oluşturur. Köpek sahibinin kim olduğunu gösteren yeterli bir eğitim almadığında, köpek için insan ailesi bir sürü olduğundan ve her köpek, boyutu, cinsi ne olursa olsun dominant olduğundan sürünün liderinin kendi olacak ve kendi kurallarını uygulayacaktır. Bir köpek eğitim klübüne katılmak köpeğin davranışlarını, köpeğin ihtiyaçlarını ve onunla uyum içinde birlikte yaşamada etkileşim içinde olmayı öğrenmek için mükemmel bir yoldur.

Şehir köpekleri veya kırsal kesim köpekleri

İster avcı köpekler, ister bekçi köpekleri veya refakat köpekleri olsun, ırk köpekleri yeteneklerinde ve yaradılışlarında rol oynayan tarihsel kökenlere sahiptir.Günde bir kaç kez en az 30 dakika süren günlük gezintilerin yapılması ve gösterilen özenin sadece köpeğin günlük besin alımının hazırlanması ile sınırlı olmaması koşuluyla, bu ırkların çoğu günümüzde kentsel alanlarda yaşayabiliyorlar.

Bununla birlikte, belirli ırklar şehir yaşamına uygun değildir ve fiziksel aktivite eksikliğinden kaynaklanan sıkıntılarla diğerlerinden daha fazla karşılaşma durumundadırlar. Örneğin sürüleri gütmek için doğmuş Border Collie, veya sürü içinde yaşamaya alışmış ve soğuk iklimlerde araba çeken Sibirya Kurdu.

Ve yine, İngiltere’de Yorkshire madenlerindeki fareleri yakalamak için kullanılan Yorkshire Teriyerinin bir yüzyıl içinde dünyanın en populer minyatür köpek ırkı olacağını kim söyleyebilirdi? Yine de o, kalpte güçlü mizaca sahip bir “teriyer” olarak kalır. İster şehirde ister kırsal alanda yaşasın, bir çoban köpeği koruyucudur örneğin tetikte olacaktır, bir İrlanda Setteri bir orman yanındaki otoyol dinlenme alanına fırlama ve burnunu rüzgara çevirme eğilimine sahip olacaktır ve bir Retriever (Av Köpeği) sahibine ayakkabısını bulup getirmede ısrarlı olacaktır.

Farklı gruplar

Daha Roma antik çağlarında, köpekler yeteneklerine göre sınıflandırılmıştı. “Çoban köpekleri”, “av köpekleri” ve “ev köpekleri” arasında bir ayrım yapılmıştı. Onsekizinci yüzyılda, Buffon, köpekleri kulaklarının şekline göre sınıflandırma girişiminde bulundu: onları sivri kulaklı, sarkık kulaklı veya yarı sarkık kulaklı olmak üzere otuz ırka ayırırken, Cuvier köpek türlerini kafatası şekillerine göre “bekçi köpekleri”, “mastiff köpekleri” veya “spanieller” olarak ayırmayı önermiştir.

Ellili yıllardan beri, Dünya Köpek Federasyonu (FCI) farklı ırkları 10 grup olarak sınıflandırdı. Bir grup “belirli sayıda ortak olan aktarılabilir (kalıtımla geçen) ayırtedici özellik taşıyan ırklardan olan bir takım” olarak tanımlanmıştır. Böylece, örneğin, birinci gruba ait olan bireyler (Çoban köpekleri), morfolojik farklılıklarına rağmen, tamamı sürü koruma içgüdüsü gösterir.

Grup 1: Çoban köpekleri ve sürü köpekleri (Swiss Bouvier hariç)

Grup 2: Pinscher ve Schnauzer türü köpekler. Dağ köpekleri ve Swiss Bouvierleri

Grup 3: Teriyerler

Grup 4: Dachshund köpekleri

Grup 5: Spitz- türü ve yabanıl köpekler

Grup 6: Av köpekleri, bloodhounds (tazılar) ve benzer köpekler

Grup 7: Hedef (ferma) köpeği

Grup 8: Game flushing dog (uçan hayvanlar için av köpeği) ve av köpekleri, su köpekleri

Grup 9: Eğlence ve refakat köpekleri

Group 10: Yarış tazıları

BİR KÖPEĞİN MEKTUBU

111

Üzerinden seneler geçti, şimdi hatırlıyorum da, ben yavruyken şirinliklerime katıla katıla güler, beni “yavrum” diye çağırırdın… Ve birkaç dişlenen ayakkabı ve katledilen yastık dışında, kısa zamanda senin en vazgeçilmez dostun oldum. Ne zaman bir muzurluk yapsam bana parmağını sallar ve “nasıl yaparsın” diye çıkışırdın. Ne var ki hemen arkasından kızgınlığın geçerdi ve beni yere yatırır, ters çevirir ve göbeğimi okşardın.

112

Çok meşguldün o aralar çok… Dolayısıyla tuvalet eğitimim tahminimizden uzun sürdü… Ama ikimiz el ele verip üstesinden geldik. Yatağında sana sokulup da koynunda geçirdiğim geceleri unutamam. Sen farkında değildin belki ama, ben senin rüyalarını ve saklı hayallerini gizlice dinler ve bundan daha mutlu olunamayacağına kanaat getirirdim. Beraberce uzun yürüyüşlere çıkar, parklarda koşuşturur, dondurma yerdik hatırlıyor musun? [dondurma dokunur diye bana sadece külahını verirdin] Ve evde senin dönüşünü beklerken sırtımı ılık güneşe verir, huzurlu, derin bir uyku çekerdim.

113

Zamanla, yavaş yavaş, işinde daha fazla vakit geçirmeye başladın ve boş kalan zamanlarında da kendine bir eş aramaya koyuldun. Ben seni her zamanki gibi sabırla bekledim, sana hayal kırıklıkların ve acılarında teselli oldum, yanlış kararlarını hiçbir zaman kınamadım, her defasında seni büyük bir sevinçle karşıladım… Ve sonunda sen birine aşık oldun.

114

Evlendin… Ne var ki eşin köpeklerden pek hazzeden biri çıkmadı. Yine de ben onu bizim evimizde sevinçle karşıladım, ona sevgi gösterdim ve dediğinden dışarı çıkmadım. Mutluydum, çünkü sen mutluydun. Sonra, insan bebekler geldi aramıza ve yeni yavruların heyecanını sizle aynen paylaştım. Onların pespembe yumuşacık tenleri, mis gibi bebek kokuları beni heyecanlandırıp, hayran bırakıyordu… Ve ben de onlara annelik etmek istiyordum. Ne yazık ki – her nedense – hem eşin hem de sen, benim onlara zarar vereceğime kanaat getirdiniz ve beni ayrı bir odaya veya kulübeme kapattınız hep. Halbuki kendim sevgiden mahrum kaldıkça, onlara olan sevgim ne kadar daha arttı… Bilemediniz hiç.

115

Çocuklar büyüdükçe, onların en yakın dostu oldum. Tüylerime tutunup tombul bacaklarının üzerinde ilk adımlarını attılar, gözlerime minicik parmaklarını soktular, kulaklarımın içini karıştırdılar ve burnuma öpücükler kondurdular. Onlara, kısacası onlarla ilgili her şeye tapardım – bilhassa temaslarına – zira senin temasına hasret kalır olmuştum. Gerektiğinde onları hayatım pahasına korumaya hazırdım. Artık onların yataklarına girip, onlarla sarmaş dolaş olup, onların gizli hayal ve üzüntülerini dinler, onlarla beraber senin akşam gelişini bekler olmuştum

116

“Köpeğin var mı?” sorusuna, cüzdanından resmimi çıkarıp, hakkımda şirin hikayeler anlattığın zamanlar artık geride kaldı. Son senelerde kuru bir “evet” le karşılık verip konuyu değiştirir oldun artık. “Senin köpeğin” olmaktan, “itin biri” oldum ve bana yaptığın her tür masraf sana batmaya başladı.

117

Sonunda da başka bir şehre tayinin çıktı. Yeni apartmanınızda sana ve onlara yer vardı, ama bana yoktu. Haliyle ailen için en doğru kararı verdin belki… Ama unutma ki bir zamanlar ailen bir tek benden ibaretti.

118

Son araba gezintimize çıktığımızda heyecanlıydım… Ta ki barınağa varana kadar. Barınak köpek, kedi, korku ve umutsuzluk kokuyordu. Gereken evrakları doldurduğunu ve “ona çok iyi bir ev bulacağınıza eminim” dediğini hatırlıyorum. Onlar omuz silkip sana karamsar bir bakış attılar. Onlar orta yaşlı, terk edilen bir köpek veya kedinin akibetinin farkındaydılar.

119

Oğlunun, tasmama yapışıp kalan elini, zorla açmak zorunda kaldın. “Baba, ne olur köpeğimi elimden almalarına izin verme” diye çığlık çığlığa haykırmasına sen aldırmadın belki ama, ben onun adına hem üzüldüm hem de çok endişelendim. Endişem, ona şu anda arkadaşlık, sadakat, sevgi ve sorumluluk, ve bilhassa bir cana duyulan saygı konusunda vermiş olduğun hayat dersinde yatıyordu. Başıma son bir kere dokunup bana veda ettin, özellikle göz göze gelmemeye özen gösterdin, ve sana uzatılan tasma ve kayışımı kibarca geri çevirdin. Gitmen gereken yerler, yetişmen gereken işler vardı ve zaman aleyhine çalışıyordu… Nasıl ki şimdi de benim aleyhime çalıştığı gibi.

120

Sen ayrıldıktan sonra, barınaktaki iki tatlı kadın, Allah bilir taşınacağını aylar öncesinden bildiğini ve bana uygun bir yuva bulmak için en ufak bir çaba sarf etmediğinden yakındılar. Sadece üzüntü içinde başlarını sallayıp “nasıl yaparsın” diye sordular arkandan.

121

Barınakta, zamanları izin verdiği ölçüde bizimle ilgileniyorlar. Bizi besliyorlar tabii ki… Ama ne var ki bende iştah falan kalmadı. Önceleri ne zaman biri kafesime yaklaşsa, sensindir belki diye kafesin önüne koşardım… Belki kararını değiştirdin… Belki bunların hepsi kötü bir rüyadan ibaretti – veya belki bana acıyan biri beni kurtarmaya gelmişti. Ama ne zaman anladım ki, minik ama akıbetlerinden habersiz şirin yavru köpeklerle bu konuda yarışmam söz konusu bile değil, işte o zaman kaderime razı olup, köşeme çekildim ve akıbetimi beklemeye koyuldum.

122

Önce ayak seslerini duydum onun. El ayak çekildikten sonra beni kafesimden çıkardı, ve onu uslu uslu koridorun sonundaki odaya kadar takip ettim. Sessiz, sakin bir oda. Beni yavaşça kaldırdı ve masanın üstüne kodu, başımı okşadı, kulaklarımın arkasını kaşıdı, ve tasalanmamamı söyledi. Kalbim muhtemelen olacaklar karşısında heyecanla çarpıyordu, ama aynı zamanda içimi de sonsuz bir huzur kapladı. Sevgi tutsağının sayılı günleri dolmuştu demek ki. Karakterim icabı, kendimden çok onun için üzülüyordum. Üzerindeki yük çok ağırdı ve onu eziyordu, ve ben –beraberliğimiz süresince senin de her ruh halini anladığım gibi –onun da içinde bulunduğu durumun çok iyi farkındaydım.

123

Eli çok hafifti, ve gözünden akan yaşları görmesem, ön patime bağladığı turnikeyi neredeyse fark etmeyecektim bile. Seneler önce seni de teselli ettiğim zamanlardaki gibi, hafifçe elini yaladım. İğnenin ucunu usulca damarımdan içeri kaydırdı. Önce hafif bir sızı, arkasından damarlarımda dolaşmaya başlayan buz gibi sıvıyı hissettim. Kafam ve gözlerim ağırlaştı, ve onun merhamet dolu gözlerine bakarak son olarak “nasıl yaparsın” diye fısıldadım.

Belki de benim lisanımı iyi anladığı için, “ne kadar üzgünüm bilemezsin” diye cevap verdi. Bana sarıldı, ve alelacele işinin beni çok daha huzurlu ve güzel bir yere göndermek olduğunu anlatmaya başladı. Öyle bir yer ki –bir daha ne ihmal edilecek, ne acı çekecek, ne de kendimi korumak zorunda kalacaktım… Öyle bir yer ki sevgi ve ışık içinde, bu sefil dünyadan çok daha farklı güzellikte bir boyut.

124

Son kalan nefesimle ve kuyruğumu son bir kere sallayarak ona “nasıl yaparsın” dan onu kastetmediğimi anlatmaya çalıştım.

Kastettiğim sendin, canımdan çok sevdiğim sahibim. Seni her zaman anacağım, ve sonsuza dek bekleyeceğim, bunu bil…

125

Son dileğim ise, hayatındaki herkesin sana benim gösterdiğim sadakati göstermesidir..

126

Satın Alma Barınaklardan SAHİPLEN..